“Yazmak Yetenek İşi Olduğu Kadar Bilgi ve Cesaret İşi de”

“Yazmak Yetenek İşi Olduğu Kadar Bilgi ve Cesaret İşi de”

Bir devlet kurumunda çalışırken 2005 yılında aldığınız kararla kariyerinizde köklü değişiklik yaptınız ve Destek Medya Grubu’nu kurdunuz. Bu kararı almanızda neler etkili oldu, süreç nasıl gelişti ve tamamlandı?

Bir kitap yazmıştım ve kitabımı basabilecek uygun bir yayınevi bulamıyordum bir türlü. Ankaralı bir yayınevi kitabımı yayımladı, hatta bir ayda ikinci baskıyı da yaptı ama istediğim gibi olmadı. Tatsız olaylar yaşadım.

Yayıncılar o dönemde fazlasıyla gelenekçiydi. Kitap türleriyle ilgili kırılmaz birtakım kalıpları vardı, farklılığa, başkalığa ve yeni isimlere karşı fazlasıyla temkinliydiler. Kendime yayınevi ararken bu eksikliği de saptamıştım.

Destek Yayınları’nı kurarken açık, değişik yazım türlerine sıcak bakan, kutunun dışında düşünen, vizyonu geniş, yeni yazarlara da fırsat veren, piyasadaki çok satan yazarları avlamak yerine kendi çok satan yazarını ortaya çıkarabilen, denenmemişi deneyen bir yayınevi hedefindeydim. Açıkçası sektörün gelenekçiliğini yıkmamızda önemli bir payımız olduğunu söyleyebilirim.

Medya grubunuzun altında Destek Yayınları, Beyaz Baykuş, KaraKarga Yayınları, Genç Destek Yayınları ve Destek Prodüksiyon yer alıyor. Bu markaların yaratılma sürecinde hedefleriniz neler oldu? Bu türleşme süreç içinde mi gerçekleşti, yoksa başından beri o şekilde mi kurguladınız? Neden tek bir yayınevi yerine bir medya grubu yarattınız?

Gelişim ucu açık bir süreçtir. Büyümeye başladığınızda frene basma hakkınız yoktur. Büyümekte olan bir çocuğun elinden sütünü, mamasını alamazsınız. Bu büyük bir haksızlık ve aynı zamanda yıkımdır da.

Destek Yayınları, özgün ve ilginç projeleriyle kısa sürede yayıncılık sektöründe fark edilir oldu. Bir zamanlar gelenekçi yayınevleri tarafından dışlanan yazarlar bugün Destek Yayınları’ndan basılan kitaplarıyla birer çoksatar olduklarında dudak uçuklatacak meblağlarda transfer teklifleri almaya başladılar.

Yayıncılık dünyasında yeniliklerin öncüsü olmak konusunda tevazu gösteremem. Biz kendi içimizde de yenilenmeye ve büyümeye devam ediyoruz. Kendi başarılarımızın da üzerine gidiyoruz. Kendimizle yarışıyoruz. Hiçbir zaman kabul gördü diye bir noktaya odaklanıp körleşmiyoruz. Geniş düşünüyor, çok yönlü üretiyoruz. Büyümekte olan bir yayınevinin karşısına geçip “Bize bu kadar başarı kâfi” diyemezdik. KaraKarga, Beyaz Baykuş ve Genç Destek sürecin gerektirdiği ihtiyaçları karşılamak üzere kuruldu.

Çoksatar listelerinde üst sıralarda yer alan kitapların birçoğunda Destek Medya Grubu etiketleri göze çarpıyor. Bu kitapların başarısının sebebini nasıl açıklıyorsunuz?

Biz okur kitlemizin yelpazesini geniş tuttuk. Spesifik bir okur profilinin üzerine yoğunlaşarak sadece onları tatmin etmek üzere kitaplar basmayı hedef edinmedik.
Türkiye seksen milyonluk kocaman bir ülke. Sadece entelektüel düzeyde kitaplar okuyan kitleye odaklanarak geri kalanını yok saymadık. Hayatında hiç kitap okumamış insanlara bile kitap satmayı başardık.

Yayıncılık dünyasında çoksatar kitaplara sahip olmak bir sorumluluk getiriyor mu size? İmtina ettiğiniz, hassas davrandığınız noktalar neler?

Çok ya da az satmak bir kriter değil bizim için. Az satan kötü, çok satan iyi diyemeyiz. Çoksatarlardan dolayı sorumlu, satmayanlardan dolayı sorumsuz da olamayız. Yayıncı bastığı her kitaptan sorumludur. Arkasında durmayacağımız, desteklemeyeceğimiz işlerin içinde olmadık. Hangisinin kaç sattığına bakmaksızın, bastığımız her kitaptan dolayı okura karşı kendimizi sorumlu hissediyoruz tabii ki. Okurun, vaat ettiğimiz şeyi kitapta buluyor olması bizim için en değerli kriter…

Medya grubu içindeki yayınların yıllık yayın programları hazırlanırken nelere dikkat ediyorsunuz, bu programlar nasıl belirleniyor?

Yayın programları aydan aya, haftadan haftaya farklılıklar gösterir. İyi bir projeye ne zaman rastlayacağınızın saati, zamanı yok.

Aklımıza bir fikir gelir hayata geçiririz, program değişir. Genel olarak bir yayın programına sahip olmakla beraber sürekli proje üreten ve tasarlayan bir yayıneviyiz.

Dört farklı yayını düşününce çokça dosya geliyordur. Bunların değerlendirilmesi, yayımlamaya karar verilmesi gibi süreçler nasıl gerçekleşiyor?

Bizim çok yoğun bir programımız var. Ayrıca yüzlerce dosya alıyoruz. Dosyalar üç ya da dört ay içinde okunarak değerlendiriliyor. Olumlu veya olumsuz kararlarımızı dosya sahiplerine bildiriyoruz. Yayın kurulunun onayladığı dosyalar üzerinde ayrıca düşünüyoruz, çok yönlü bir değerlendirme yapıyoruz. Uygun görüldüğü takdirde yayım programına alıyoruz.

Yeni yazarlardan neler beklediğinizi, yazarların dosyalarında nelere dikkat ettiğinizi anlatır mısınız?

Yazmak uzun soluklu bir yolculuk. Bitimsiz bir öğrenme ve gelişme süreci. Bunca yıllık yayıncılık hayatımda öğrendiğim en önemli şey şu: İyi yazar olmanın yolu, iyi okur olmaktan geçiyor. Ayrıca iyi okur olmak çok kitap okumak demek değil…

Yazmak yetenek işi olduğu kadar bilgi ve cesaret işi… Yazma sanatı üzerine okumalar yapmak, düşünmek, tartışmak, muhakemelerde bulunmak çok önemli.

​Bize her türden sayısız dosya geldiği için hepsini aynı kriterlerde değerlendirmemiz doğru olmaz. Her kitap türünün kendi içinde farklı dinamikleri var. Profesyonel editörler bu dinamiklere göre okumalar yapıyor, ardından geniş bir yayın kuruluyla çok yönlü bir değerlendirme gerçekleştiriliyor ve buna göre son karara varılıyor.

Sizin de bir kitabınız mevcut. Düşünüyorum ki bir kitabın okurla buluşması için birtakım kriterleri mevcut olmalı. Sizce iyi bir kitabın kriterleri nedir?

“İyi bir kitabın kriterleri şunlardır” diye bir liste yok. Çünkü kitap tek türde bir üretim değil.

​İyi bir romanın kriterleri farklıdır, iyi bir araştırma kitabının kriterleri de farklıdır, aynı şekilde iyi bir tarih kitabının, iyi bir sağlık kitabının, iyi bir çocuk kitabının, iyi bir çeviri kitabın, iyi bir anı kitabının kriterleri de farklıdır. Hatta iyi bir romanın bile kendi içinde türlere ayrıldığında kriterleri değişir.

İyi bir kurgu roman, iyi bir tarihi roman, iyi bir polisiye, iyi bir politik kurgu, iyi bir bilimkurgu kesinlikle farklı kriterlere sahiptir. Bu soru başlı başına bir kitap ve ders konusu…

Türkiye’nin okuma oranlarını göz önünde bulundurduğumuzda riskli bir işe girdiğinizi söyleyebiliriz. Bu riskleri azaltmak için ne gibi bir yol izliyorsunuz?

Türkiye’de hâlâ altı yaşın üzerinde olup okuma yazma bilmeyen insanlar var. Yüzde 3,78’lik bir kitleden bahsediyorum. Okuma alışkanlığı oldukça düşük olan ülkelerden biriyiz. Okuma kültürümüz neredeyse yok. Ne yazık ki ülkemizde okumak sinemaya gitmek, yemeğe çıkmak, alışveriş yapmak, makyaj malzemesi almak gibi lükslerden biri sayılıyor.

Oysa yemek yemek, su içmek, uyku uyumak gibi birinci dereceden yaşamsal bir ihtiyaçtır okumak. Maalesef bunun bilincine sahip değiliz. Ülkenin bu genel profiline rağmen yayıncılık yapıyorum ben. Oldukça dar alanda paslaşıyoruz rakiplerimizle. Fakat bunu ticari bir risk olarak görmüyorum. Ortada bir risk varsa bu ülkenin geleceğiyle ilgili daha büyük bir risktir. Ben yayıncı olarak daha geniş kitlelere ulaşma hedefiyle çalışıyorum sadece. Kitap okumayan birine bile kitap satabilmek istiyorum. Hayatında sadece bir kitap okumuş insanlara bir kütüphane vermek istiyorum. Bu amaçla üretiyorum, bu amaçla geliştiriyorum kendimi.

Peki Türkiye’de okur neleri okuyor, neleri okumuyor?

Türk okuru referansı olan kitapları tercih ediyor daha çok. Tavsiye edilen, okunmuş, beğenilmiş, onaylanmış, önerilmiş kitaplara karşı daha sıcak… Bildiği yazarların kitaplarını alıyor. Adını duymadığı yazarlara ve türlere karşı daha temkinli. Bu açıdan bakıldığında biz çok daha zor bir şeyi başarıyoruz aslında. Çoğu yazarın ilk kitabını biz basıyoruz. Onların tanınır, referans gösterilir ve tavsiye edilir isimler olmalarına kadar geçen zorlu süreci biz yönetiyoruz. Yaptığımız şey dosyayı alıp matbaaya göndermek değil. Okuru yepyeni türler ve yepyeni yazarlar okumaya ikna ediyoruz. Okurun ikna olduğu şeyle ilgili hayal kırıklığı yaşamaması çok önemli…

Destek Medya Grubu’nda gelecek zamanlarda neler göreceğiz? Kendinden daha çok söz ettirecek sürprizleri olacak mı? Okurlara biraz gelecekten haber verir misiniz?

Destek Yayınları tabii ki yeni projeler üretmeye devam ediyor. Kurgu romanlardan politik kitaplara, çocuk kitaplarından çizgi romanlara kadar çok geniş bir yelpazede büyük bir emekle, inançla ve sevgiyle hazırlanmış kitaplar basmaya devam edeceğiz.

http://www.artfulliving.com.tr/